26 Ekim gecesi saat 23:00 sıralarında Antalya’nın Kepez ilçesinde, Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki bir inşaat alanını bir hortum vurdu. İşçilerin kaldığı iki konteyner parçalandı, şantiyedeki kule vinci devrildi. Valiliğin açıklamasına göre dört işçi hayatını kaybetti, biri yaralandı.
Can kayıpları bir selden değil, çok dar bir alanda etkili olan bir hortumdan kaynaklandı. Vali Hulusi Şahin de kentin başka bir yerinden hortum ihbarı gelmediğini ve şantiyenin hemen yanındaki yapıların zarar görmediğini söyledi. Aynı gece kent merkezinde caddelerde su biriktiyse de, ciddi bir su baskını bildirilmedi. Yağışın 27 Ekim’de de sürmesi ve özellikle Antalya’nın doğu ilçelerinde, metrekareye 75 kilograma kadar ulaşması bekleniyor.
Hortumun hangi sokağa düşeceğini kimse bilemezdi, fakat o gece Antalya kıyısında hortum oluşabileceği biliniyordu.
‘‘Kıyılarda hortum riski’’ uyarısı yapıldı
25 Ekim öğleden sonra Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), basına sarı kodlu olarak yansıyan bir uyarı yayınlayarak Güney Ege’de ve Antalya’da yerel şiddetli yağışlar beklendiğini duyurdu. 26 Ekim sabahından 27 Ekim gecesine kadar geçerli olan uyarıda, Antalya’nın batısı için metrekareye 30-75 kilogram yağış öngörülüyordu. Olası riskler arasında sel ve dolunun yanı sıra açıkça ‘‘kıyılarda hortum riski’’ de yer alıyordu. Hortumun hangi sokağa düşeceğini kimse bilemezdi, fakat o gece Antalya kıyısında hortum oluşabileceği biliniyordu.
Denizde oluşan su hortumları kışın en çok Akdeniz kıyısında görülüyor
Türkiye’de 1818 ila 2013 yılları arasında kayıtlara geçen 385 hortumu inceleyen bir çalışmaya göre fırtına hücrelerinden oluşan hortumlar en çok Mayıs ve Haziran aylarında görülse de, Ekim ve Kasım ayları ikinci zirve olarak öne çıkıyor. Aynı çalışmaya göre, denizde oluşan su hortumları, kış mevsiminde en çok Akdeniz kıyısında görülüyor.

”İklim değişikliği nedeniyle Akdeniz ısınıyor. MGM’nin kıyı istasyonlarına göre 1981-1991 döneminde 21,1°C olan yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı, 2014-2025 döneminde 22,3°C oldu. Daha sıcak bir deniz, havaya daha fazla nem ve enerji verir. Bu da koşulları, daha şiddetli sağanaklar için elverişli hâle getirir.”
Akdeniz’ın ısınması etkili
Bu mevsimde işleyen düzenek, iki hafta önce İstanbul’da gördüğümüze benziyor. Sonbahar mevsiminde Akdeniz hâlâ sıcak; MGM’ye göre Akdeniz kıyılarımızda Ekim ayı ortalaması 24,6 °C. Yüksek atmosfere soğuk hava girdiğinde, alt katman hızla kararsızlaşıyor ve gök gürültülü sağanak hücreleri gelişiyor. Kıyıdaki rüzgâr yakınsaması ve hemen arkadaki Toroslar bu hücreleri besliyor.
Kepez’deki hortumun denizde oluşup karaya mı çıktığını, yoksa karadaki bir fırtına hücresinden mi indiğini henüz bilmiyoruz. Bunu MGM’nin radar incelemesi netleştirecek.
Denizin ısınması, şiddetli sağanaklara zemin hazırlıyor
İklim değişikliği nedeniyle Akdeniz ısınıyor. MGM’nin kıyı istasyonlarına göre 1981-1991 döneminde 21,1°C olan yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı, 2014-2025 döneminde 22,3°C oldu. Daha sıcak bir deniz, havaya daha fazla nem ve enerji verir. Bu da koşulları, daha şiddetli sağanaklar için elverişli hâle getirir.
Hortumlarda deniz sıcaklığının etkisi sınırlı
Öte yandan, hortum gibi birkaç yüz metrelik olaylar için iklim değişikliği ile kurulan bağ çok daha zayıf. Finike ve Kumluca ovalarındaki su hortumlarını inceleyen çalışmalar, oluşumda yaklaşan alçak basınç sistemlerinin, kara-deniz dağılışının ve yüksek arazinin belirleyici olduğunu, deniz suyu sıcaklığının ise sınırlı kaldığını buldu. Bu nedenle hortumu iklim değişikliğinin yarattığını söylemek hatalı olur. Ancak ısınan bir Akdeniz’de sonbahar fırtınalarının yağış tarafının güçlenmesi, fiziksel olarak beklenen bir durum. Bu olayların ne sıklıkta görüneceğini izlemek için ise daha iyi bir hortum kaydına ihtiyaç var.

”MGM’nin bir gün önce yaptığı uyarının konteynerlerdeki işçilere ulaşıp ulaşmadığını ve ulaştıysa, sığınabilecekleri bir yer olup olmadığını bilmiyoruz. Fakat hafif bir konteyner, hortuma karşı en kırılgan barınaklardan biri. Uyum, uyarının yalnızca yayımlanması değil, en kırılgan insanlara ulaşması ve onları koruması demek.”
İklim krizine uyum: Uyarı, konteynerdeki işçilere ulaştı mı?
Antalya, 9-20 Kasım tarihleri arasında COP31’e ev sahipliği yapacak. 196 ülkeden heyetlerin de yer aldığı 80 ila 120 bin kişinin kente gelmesi bekleniyor. Antalya’da iklim riski, zirveye yalnızca iki hafta kala, en açık hâliyle yaşandı.
COP zirvelerinde ‘‘uyum’’ ve ‘‘kayıp ve zarar’’ gibi başlıklar konuşulduğunda, akla çoğu zaman uzak ülkelerde yaşanan kasırgalar veya sel baskınları geliyor. Oysa Kepez’deki şantiyede hayatını kaybeden işçiler, uyumun Türkiye için ne kadar acil bir mesele olduğunu gösteriyor.
Uyum, en kırılgan insanların korunması demek
MGM’nin bir gün önce yaptığı uyarının konteynerlerdeki işçilere ulaşıp ulaşmadığını ve ulaştıysa, sığınabilecekleri bir yer olup olmadığını bilmiyoruz. Fakat hafif bir konteyner, hortuma karşı en kırılgan barınaklardan biri.
Uyum, uyarının yalnızca yayımlanması değil, en kırılgan insanlara ulaşması ve onları koruması demek.
Şantiyelerdeki geçici barınaklar için rüzgara dayanım ve sabitleme standartları, turuncu ve kırmızı uyarılarda bu alanların tahliyesi gibi adımlar, pahalı çözümler değil.
14 Ekim’de İstanbul ve Kocaeli’nde sekiz, 26 Ekim’de Antalya’da dört kişi hayatını kaybetti. COP31’e giden Türkiye’nin masaya koyabileceği en inandırıcı şey, bu iki dersin kendi şehirlerinde somut bir karşılık bulması olur.
*Fotoğraflar: DİSK X hesabı
Coğrafi Bilgi Sistemleri Uzmanı
Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü öğretim üyesidir.
Lisans eğitimini Ege Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde, yüksek lisans eğitimini Ege Üniversitesi Coğrafi Bilgi Sistemleri programında ve doktorasını Ege Üniversitesi Fiziki Coğrafya programında tamamlamıştır. Yüksek lisans ve doktora süresince birçok kez NASA Goddard Uzay Uçuş merkezinde davetli araştırmacı olarak bulunmuştur. 2010-2011 yılları arasında Fulbright Bursu kapsamında Maryland Üniversitesi (ABD) Coğrafi Bilimler bölümünde misafir araştırmacı olarak çalışmıştır.
2007-2016 yılları arasında Ege Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde çalışmıştır. 2016’dan itibaren ise çalışmalarını, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde sürdürmektedir.
Tanınmış uluslararası dergilerde uzaktan algılama, iklim değişikliği gibi konularda yayınları bulunmaktadır.
Uzmanlık Alanları: Coğrafi Bilgi Sistemleri, Uzaktan Algılama, Veri Analizi, İklim Değişikliği

















