Skip to main content

Tropikal Pasifik’teki son gözlemler ve mevsimsel tahmin modelleri, 2026’nın ikinci yarısında güçlü bir El Niño olayının gelişebileceğine işaret ediyor. Modellerin önemli bir bölümü, gayriresmi olarak “Süper El Niño” diye anılan çok güçlü bir senaryoya yaklaşıyor. Ancak iklim biliminde tahminlerin en kırılgan olduğu “ilkbahar belirsizlik bariyeri” hâlâ aşılmış değil; daha net tabloyu Haziran ve Temmuz güncellemeleri ortaya koyacak.

Ortalama tahminler gerçekleşirse, oluşabilecek El Niño’nun şiddeti 1997-1998 ve 2015-2016’daki rekor olayları geride bırakabilir. Daha yüksek tahminler ise tarihsel rekoru ezici biçimde aşan, henüz gözlenmemiş güçte bir El Niño ihtimalini gündeme getiriyor. Böyle bir tablo, küresel sıcaklıkları geçici olarak daha da yukarı taşıyacaktır. Üstelik El Niño artık, insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle zaten ısınmış bir atmosferin içinde gelişiyor. Bu nedenle 2027’nin yeni bir küresel sıcaklık rekoru kırması sürpriz olmayacaktır.

El Niño; dünyanın farklı bölgelerinde kuraklık, aşırı yağış, sıcak hava dalgaları ve tarımsal üretim kayıpları gibi sonuçlar doğurabiliyor. Türkiye üzerindeki etkiler ise daha dolaylı hissedilecek. Asıl risk, küresel sıcaklıklardaki artışın Türkiye’nin hâlihazırda kırılgan olan iklim koşullarını daha da zorlaması. Öngörülerin gerçekleşmesi halinde özellikle Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu’da daha yoğun sıcak hava dalgaları, yüksek gece sıcaklıkları ve uzayan orman yangını sezonları görülebilir.


El Niño artık, insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle zaten ısınmış bir atmosferin içinde gelişiyor. Bu nedenle 2027’nin yeni bir küresel sıcaklık rekoru kırması sürpriz olmayacak.

El Niño nedir?

El Niño, Pasifik Okyanusu’nun ekvator çevresindeki orta ve doğu kesimlerindeki deniz yüzeyi sıcaklıklarının, çok yıllık ortalamanın belirgin biçimde üzerine çıkmasıyla tanımlanır. Okyanus ve atmosfer arasındaki etkileşimler sonucu gelişir.

Normal koşullarda alize rüzgârları, sıcak yüzey suyunu Pasifik’in batısında biriktirir. Derinden gelen soğuk su, doğuda yüzeye yükselir. El Niño döneminde ise alizeler zayıflar, hatta yer yer tersine döner. Bu da sıcak su kütlesinin doğuya yayılmasına neden olur. Yağışa neden olan yükselen hava hareketleri de Pasifik Okyanusu’nun orta kesimlerine doğru kayar.

(Grafik görselleştirmesinde Google Gemini’dan yararlanılmıştır.)

(Grafik görselleştirmesinde Google Gemini’dan yararlanılmıştır.)

Sonuçları: Kuraklık, aşırı yağışlar, sıcak hava dalgaları

Bu kayma, yalnızca Pasifik kıyısındaki ülkeleri ilgilendirmez. Walker dolaşımını, jet akımları ve büyük ölçekli yağış kuşaklarını yeniden şekillendirir. Avustralya’dan Güney Amerika’ya, Doğu Afrika’dan Güneydoğu Asya’ya kadar dünyanın farklı bölgelerinde kuraklık, aşırı yağış, sıcak hava dalgaları ve tarımsal üretim baskıları gibi etkilere yol açar.

Bugünkü tablo: Çok şiddetli bir El Niño olasılığı var

El Niño, kardeşi La Niña ile birlikte, ‘‘ENSO’’ (El Niño-Güneyli Salınım) adı verilen iklim salınımının iki ucunu oluşturur. El Niño ve La Niña, yıllar arası iklim değişikliğinin en güçlü doğal sürücüsüdür. Bugünkü tabloyu dikkat çekici yapan ise yalnızca El Niño ihtimalinin artmış olması değil, bazı tahmin sistemlerinin olayın şiddetini çok yüksek göstermesi.

NOAA (ABD’nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi) 11 Mayıs 2026 tarihli resmi değerlendirmesine göre Mayıs-Temmuz 2026 döneminde El Niño gelişme olasılığı yüzde 61’e çıktı. Yıl sonuna kadar sürmesi beklenen olayın ‘‘çok güçlü bir El Niño’’ düzeyine ulaşmasına ise dörtte bir olasılık veriliyor. Ancak NOAA’ya göre bu, ekvatoral Pasifik’teki batılı rüzgâr anomalilerinin yaz ayları boyunca devam etmesine bağlı – yani henüz kesinleşmiş değil.

Columbia Üniversitesi Uluslararası İklim ve Toplum Araştırma Enstitüsü’nün (IRI) 20 Nisan 2026 tarihli teknik güncellemesine göre ise 15 Nisan itibariyle +0,5°C eşiğine ulaşıldı. IRI bu durumu ‘‘hızla gelişen ENSO koşulları’’ olarak nitelendiriyor ve Temmuz-Eylül 2026 için El Niño olasılığını yüzde 94’e çıkarıyor. IRI’ye göre asıl soru ‘‘El Niño olacak mı’’ değil, ‘‘ne kadar güçlü olacak?’’

“2015 El Niño” by NOAA ESRL, CC BY 2.0

“2015 El Niño” by NOAA ESRL, CC BY 2.0

El Niño’nun şiddeti nasıl belirleniyor?

El Niño’nun şiddeti, Pasifik’in ‘‘Niño 3.4’’ bölgesinde ölçülen deniz yüzeyi sıcaklığı anomalisine göre belirlenir.

Deniz yüzeyi sıcaklığının ortalamanın 0,5°C üzerine çıkması, El Niño başlangıcı kabul edilir. +1,5°C “güçlü”, +2,0°C ise “çok güçlü” sınırıdır.

Son haftalarda giderek daha fazla duyduğumuz ‘‘Süper El Niño’’ terimi ise Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) resmi sınıflandırması değil. WMO, +2,0°C’den fazla olan anomalileri “çok güçlü” olarak sınıflandırıyor. Yani ‘‘süper El Niño geliyor’’ derken gayriresmi bir eşikten söz ediyoruz.

Emsalsiz bir El Niño yaşanabilir

Ancak tek bir modelin uç tahmininden hareketle ‘‘süper El Niño geliyor’’ demek doğru değil; bireysel modellere değil çok-model topluluklarına bakmak gerekir. Bu çerçevede iklim bilimci Zeke Hausfather’ın 13 farklı modelleme grubundan 637 ayrı tahmini tek bir derlemede toplayan veri seti son derece değerli. Hausfather’ın 30 Nisan’da Climate Brink Dashboard’da yayımladığı yazıda beklenen El Niño için farklı modellerin medyan tepe değeri +2,7°C olarak veriliyor.

Bu rakamın ne anlama geldiğini somutlaştırmak için tarihsel referans gerekli: 1997-98 Süper El Niño’sunun zirvesi yaklaşık +2,4°C idi. 2015-16 olayı ise yaklaşık +2,6°C civarındaydı. Yani bu öngörü doğrulanırsa 2026-27 olayı, modern kayıt tarihin en güçlü El Niño’su olabilir.

Farklı modellerin üst yüzdelik dilimi olan +3,8°C ise tarihsel rekoru ezici biçimde aşan bir senaryoya işaret ediyor. Bu eşik, şimdiye kadar gözlenmiş hiçbir olayda görülmedi.

Öngörülebilirliğin düşük olduğu bir dönemdeyiz

Diğer yandan ise şu anda El Niño tahminleri yapmanın en zorlu olduğu dönemin ortasındayız.

Şubat ve Mayıs ayları arasında yapılan tahminlerin başarımı, yılın diğer dönemlerine göre belirgin biçimde düşüktür ve buna ‘‘ilkbahar öngörülebilirlik bariyeri’’ denir.

El Niño’nun nihai şiddeti, büyük ölçüde ekvatoral Pasifik’teki batılı rüzgâr anomalilerinin yaz ayları boyunca devam edip etmeyeceğine bağlı olacak. Haziran ve Temmuz güncellemelerinde mevcut tahminler ya keskin biçimde doğrulanacak ya da bir miktar geri çekilecek. WMO’nun temkinli bir dil kullanması da bundan kaynaklanıyor.

''El Niño’nun Aralık 2026 civarında zirve yapmasının asıl etkisi, 2027 yılı boyunca gözlenir.'' (Fotoğraf: “Drought in Mozambique” by Suomalaiset kehitysjärjestöt - Fingo, CC BY-NC 2.0)

”El Niño’nun Aralık 2026 civarında zirve yapmasının asıl etkisi, 2027 yılı boyunca gözlenir.” (Fotoğraf: “Drought in Mozambique” by Suomalaiset kehitysjärjestöt – Fingo, CC BY-NC 2.0)

2027’nin küresel sıcaklık rekoru kırması muhtemel

Bu olayın küresel sıcaklıklara etkisi ise büyük. Güçlü El Niño olayları, okyanustan atmosfere doğru olağandışı miktarda ısı transferine yol açar. Bu transfer, küresel ortalama yüzey sıcaklığını geçici olarak yukarı çeker. El Niño’nun Aralık 2026 civarında zirve yapmasının asıl etkisi, 2027 yılı boyunca gözlenir.

Carbon Brief’in Nisan ayı değerlendirmesi, 2026’nın yüksek olasılıkla kayıtlardaki en sıcak ikinci yıl olacağına işaret ediyordu. Eğer öngörülen El Niño beklenen şekilde gelişirse, 2027’nin ise yeni küresel sıcaklık rekoru için güçlü bir aday olacağı söylenebilir.

El Niño artık daha sıcak bir dünyada yaşanıyor

Burada doğal değişkenliği, iklim değişikliğinin yerine koymadığımı vurgulamak isterim. El Niño doğal bir salınım, fakat üzerine bindiği iklim sistemi de artık 1997’den de 2015’ten de belirgin biçimde daha sıcak. Aynı büyüklükteki bir  El Niño bugün, 30 yıl öncesine göre çok daha sıcak bir okyanus ve daha enerji yüklü bir atmosfer üzerinde etkisini gösteriyor.

''Eğer 2026 sonu-2027 başında öngörülen küresel ısınma ivmesi gerçekleşirse, Türkiye’de uzun süreli sıcak hava dalgalarının yaşanması, gece sıcaklıklarının yüksek seyretmesi, orman yangını sezonunun uzaması ve tarımsal su talebinin artması gibi sonuçlar doğurabilecek hassas bir döneme girilir.''

”Eğer 2026 sonu-2027 başında öngörülen küresel ısınma ivmesi gerçekleşirse, Türkiye’de uzun süreli sıcak hava dalgalarının yaşanması, gece sıcaklıklarının yüksek seyretmesi, orman yangını sezonunun uzaması ve tarımsal su talebinin artması gibi sonuçlar doğurabilecek hassas bir döneme girilir.”

Türkiye üzerindeki etkisi dolaylı

Türkiye’deki El Niño etkisini, tropik bölgelerdeki kadar doğrudan okumamak gerekir. El Niño’nun gelişmesi, Türkiye’de mutlaka kuraklık olacağı veya aşırı yağış görüleceği anlamına gelmez. Türkiye’nin yağış ve sıcaklık rejimi üzerinde daha belirleyici olan etkenler vardır (Kuzey Atlantik Salınımı, Akdeniz üzerindeki basınç alanları, batı rüzgarları vs. gibi). Ancak El Niño sinyalini tamamen yok saymak da doğru değil.

Küresel sıcaklıkların artması, Türkiye’nin kırılgan koşullarını zorlar

Türkiye için asıl risk, El Niño nedeniyle artan küresel sıcaklıkların, Türkiye’nin halihazırda kırılgan iklim koşullarına eklenmesidir.

Eğer 2026 sonu-2027 başında öngörülen küresel ısınma ivmesi gerçekleşirse, Türkiye’de uzun süreli sıcak hava dalgalarının yaşanması, gece sıcaklıklarının yüksek seyretmesi, orman yangını sezonunun uzaması ve tarımsal su talebinin artması gibi sonuçlar doğurabilecek hassas bir döneme girilir. Bu açıdan en hassas bölgeler, Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu.

Yağış rejimi açısından ise şimdiden kurak veya yağışlı gelecek hükmü vermek mümkün değil. Haziran sonrasındaki tahmin güncellemeleri ile birlikte durum daha net görülecek.

Panik değil hazırlık gerektiren bir tablo ile karşı karşıyayız. Belediyelerin, sağlık otoritelerinin, tarım ve enerji planlamacılarının yapması gereken, mevsimsel tahminleri yakından izlemek ve sıcak hava dalgası, yangın, su yönetimi konularındaki erken uyarı sistemlerini güncel tutmak.

* Kapak Fotoğrafı: “2021_DixieFire_August4 (28)” by CAL FIRE_OfficialCC BY-NC 2.0

 

Yazar Hakkında

Coğrafi Bilgi Sistemleri Uzmanı

Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü öğretim üyesidir.

Lisans eğitimini Ege Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde, yüksek lisans eğitimini Ege Üniversitesi Coğrafi Bilgi Sistemleri programında ve doktorasını Ege Üniversitesi Fiziki Coğrafya programında tamamlamıştır. Yüksek lisans ve doktora süresince birçok kez NASA Goddard Uzay Uçuş merkezinde davetli araştırmacı olarak bulunmuştur. 2010-2011 yılları arasında Fulbright Bursu kapsamında Maryland Üniversitesi (ABD) Coğrafi Bilimler bölümünde misafir araştırmacı olarak çalışmıştır.
2007-2016 yılları arasında Ege Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde çalışmıştır. 2016’dan itibaren ise çalışmalarını, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde sürdürmektedir.

Tanınmış uluslararası dergilerde uzaktan algılama, iklim değişikliği gibi konularda yayınları bulunmaktadır.

Uzmanlık Alanları: Coğrafi Bilgi Sistemleri, Uzaktan Algılama, Veri Analizi, İklim Değişikliği