Skip to main content

Türkiyede bu sene ilk kez pilot uygulama ile hayata geçirilecek Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), hem iklim hem de sanayi politikası açısından kritik bir dönemece işaret ediyor. 9 Temmuz 2025te Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İklim Kanunu ile hukuki zemini oluşturulan piyasanın işletilmesinden Enerji Piyasaları İşletmeciliği (EPİAŞ) sorumlu olacak.

ETS pilot uygulamasının devreye girmesi; tahsisatların nasıl belirleneceği ve dağıtılacağı, karbon fiyatının hangi mekanizmalarla oluşacağı ve tüm bu uygulamaların emisyon azaltımını ne ölçüde teşvik edebileceği gibi pek çok soruyu beraberinde getiriyor.

Öte yandan, tamamen ticari bir araç olduğu söylenen ve bedelini ödeyenin kirletmeye devam edebileceği gerekçesiyle eleştirilen ETS, Türkiyede henüz yeterince iyi anlaşılmıyor. Bu çalışmada ETSyi, amaçları ve işleyişi çerçevesinde 10 soru üzerinden ele alıyoruz.


ETS, müştereklerden biri olarak bilinen atmosfer kirletildiğinde ödenmeyen bedelin ödenmesini şart koşar ve böylelikle kirliliği kontrol altına almayı amaçlar. Kirleticilerin zaman içinde daha temiz üretim modelleri geliştirmesi teşvik edilir.

1. Emisyon Ticaret Sistemi nedir?

İklim değişikliğinin etkilerinin giderek kötüleşmesi, sera gazı emisyonlarının azaltılmasını zorunlu hale getirdi. Sera gazı emisyonlarında azaltım sağlanabilmesi için maliyet etkin araçların önemine 1992 yılında benimsenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin (BMİDÇS) 3. maddesinin 3. bendi vurgu yapmıştır. Bu madde, iklim değişikliği ile mücadelede üstü kapalı bir şekilde emisyon ticaretine işaret eder. Bir karbon fiyatlama aracı olan ETS, emisyon azaltımı sağlamak için kullanılan piyasa temelli, maliyet etkin yöntemlerden biri. Dünya Bankası’nın 2025 raporuna göre küresel olarak  uygulamada olan 37 ETS var.

ETSde tahsisatlar, ülkenin azaltım hedefi ile uyumlu olacak şekilde dağıtılır. Emisyonlarını azaltmakla yükümlü tutulan işletmeler, kendileri için tahsis edilenden daha fazla kirletmeleri halinde ya tahsisat satın alırlar ya da ton başına belirlenen cezayı öderler. Başka bir ifadeyle ETS, müştereklerden biri olarak bilinen atmosfer kirletildiğinde ödenmeyen bedelin ödenmesini şart koşar ve böylelikle kirliliği kontrol altına almayı amaçlar. Kirleticilerin zaman içinde daha temiz üretim modelleri geliştirmesi teşvik edilir.

2. Emisyon tahsisatı nedir? Nasıl alınıp satılır?

Emisyon tahsisatları, ETS tarafından regüle edilen şirketlere belirli miktarda karbondioksit eşdeğeri sera gazı salım hakkı veriyor. Ülkemizde tahsisatların belirlenmesinden İklim Değişikliği Başkanlığı sorumlu olacak.

 Tahsisatların dağıtımında iki temel yöntem var: İlki, tahsisatların ücretsiz olarak verilmesi. İkincisi ise tahsisatların açık artırma yöntemi ile dağıtılması.

Emisyon tahsisatlarının alım-satımı ise karbon piyasasında gerçekleşir. İklim Kanunu, karbon piyasasını birincil ve ikincil piyasa olarak ikiye ayırıyor. ‘‘Birincil piyasa’’, tahsisatların ihale yöntemi ile işletmelere verildiği piyasayı ifade ediyor. ‘‘İkincil piyasa’’ ise tahsisatların ücretsiz dağıtıldığı ya da birincil piyasada satın alınan tahsisatların işlem gördüğü piyasayı kapsıyor. İklim Kanununda EPİAŞ, piyasaların işletilmesinden sorumlu kurum olarak tayin edilmiştir.

''Türkiye’de işletmelere verilecek tahsisatlar belirlenirken ürün bazlı hesaplamalar yapılacak. Bu şu anlama geliyor: Bir sektörde faaliyet gösteren tüm işletmelerin işletme bazlı emisyonları dikkate alınarak sektörün ortalama değeri belirlenecek ve tahsisatlar buna göre yapılacak.'' (Fotoğraf: Cemrecan Yurtman)

”Türkiye’de işletmelere verilecek tahsisatlar belirlenirken ürün bazlı hesaplamalar yapılacak. Bu şu anlama geliyor: Bir sektörde faaliyet gösteren tüm işletmelerin işletme bazlı emisyonları dikkate alınarak sektörün ortalama değeri belirlenecek ve tahsisatlar buna göre yapılacak.” (Fotoğraf: Cemrecan Yurtman)

3. Tahsisatlar neye göre yapılacak?

Türkiyede işletmelere verilecek tahsisatlar belirlenirken ürün bazlı hesaplamalar yapılacak. Bu şu anlama geliyor: Bir sektörde faaliyet gösteren tüm işletmelerin işletme bazlı emisyonları dikkate alınarak sektörün ortalama değeri belirlenecek ve tahsisatlar buna göre yapılacak. Pilot dönemde tahsisatlar, işletmelere İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından ücretsiz dağıtılacak.

Daha temiz üretim yapan işletmeler, tahsisatlarının tamamını kullanmayacakları için ikincil piyasada olası satıcı durumuna geçecek. Emisyonu yüksek olan işletmelerin ise emisyon tahsisatı satın alması gerekecek. Böylece, tüm piyasalarda olduğu gibi, ton başına karbon fiyatı piyasa araçları tarafından belirlenecek. Kısacası, tahsisatların miktarı ve tahsisatlara olan talep, ton başına karbon fiyatının belirleyicisi olacak.

4. Tahsisatından fazla kirleten şirketler ne yapacak?

ETS tarafından regüle edilen işletmeler, karbon piyasasında ya alıcı ya da satıcı olabiliyor. İşletmeler, eğer kendilerine tanınan tahsisatların üzerinde emisyona neden oluyorlarsa, bu açığı denkleştirmek zorundalar.

Kısa vadede en olası denkleştirme yöntemi, kendilerine tanınan tahsisatlardan daha az emisyona neden olan işletmelerden tahsisat satın almak. Hukuki düzenlemelere bağlı olarak bu denkleştirme sadece zorunlu piyasalarda satılan karbon kredileri ile değil, gönüllü piyasalarda satılan karbon kredileri ile de yapılabilir.

Birincil piyasada alınan tahsisatların yetersiz kalması veya tahsisatların fazla gelmesi durumunda işletmeler bu tahsisatları ikincil piyasada alıp satabilecekler.

Pilot dönemde tahsisat alım-satımı sadece ETS ile regüle edilen işletmeler arasında olacak. Pilot dönemden sonra tahsisatları yatırım amaçlı olarak üçüncü kurumların alması da mümkün olabilir.


Daha az kirleten işletmeler, kullanmadıkları tahsisatları, ihtiyacı olan işletmelere satarak gelir elde edebiliyor. Bu hak, işletmeleri, üretim süreçlerini sera gazı emisyonundan arındırmaları için motive ediyor.

5. Tahsisat alım-satımının iklim hedeflerine faydası ne?

Tüm karbon piyasalarının esas amacı, orta ve uzun vadede işletmelerin daha az salıma yol açacak kararlar almalarını sağlamak. ETSnin de en önemli özelliği, karbon piyasalarında satıcı durumuna gelebilmek isteyecek işletmeleri, sürekli emisyonlarını azaltmaya teşvik etmesi.

Bunun nedeni daha az kirleten işletmelerin, kullanmadıkları tahsisatları, ihtiyacı olan işletmelere satarak gelir elde etmeleri. Bu hak, işletmeleri, üretim süreçlerini sera gazı emisyonundan arındırmaları için motive eder. Ayrıca gelişmeler bağlı olarak, daha az salım yapmak işletmelere finans kurumlarından kredi talep etmeleri halinde bir avantaj da sağlayabilir.

6. Alım-satım bedeli ne kadar olacak?

29 Kasım 2025te Resmi Gazetede yayımlanan Enerji Piyasaları Düzenleme Kurumunun 27 Kasım 2025 tarihli ve 13.975 sayılı kurul kararına göre işletmeler, tahsisat alım-satımında ton başına 4 TL ödeyecek.

Bu fiyat, piyasa işletmecisi olarak yetkilendirilen EPİAŞ’a ödenecek bedeli ifade ediyor. Diğer bir ifadeyle, EPİAŞ’ın işlemlerden alacağı komisyon, denebilir. Elde edilecek bu gelir, piyasanın işletilmesi için yapılacak masrafları karşılayacak. Aynı zamanda bu şekilde elde edilen gelirlerin yarısı özel bütçeye aktarılarak yeşil dönüşümde finansman aracı olarak kullanılacak.

Bu bedelin, karbon piyasalarında ton başına ortaya çıkacak olan karbon fiyatı ile karıştırılmaması gerekiyor.

''Sıcaklık artışını Paris Anlaşması tarafından belirlenen sınırların altında tutabilmek için ton başına karbon fiyatının 2030 yılına kadar 50-100 ABD doları arasında seyretmesi gerektiği hesaplanıyor. Fakat çeşitli ülkelerde uygulanan karbon piyasalarında ortaya çıkan fiyatlar, bu miktarlardan düşük seyrediyor. 2019 yılında, ton başına uygulanan karbon vergisinin ortalaması 26 dolar olarak gerçekleşti.'' (Fotoğraf: “Tokyo 3217” by tokyoform, CC BY-NC-ND 2.0)

”Sıcaklık artışını Paris Anlaşması tarafından belirlenen sınırların altında tutabilmek için ton başına karbon fiyatının 2030 yılına kadar 50-100 ABD doları arasında seyretmesi gerektiği hesaplanıyor. Fakat çeşitli ülkelerde uygulanan karbon piyasalarında ortaya çıkan fiyatlar, bu miktarlardan düşük seyrediyor. 2019 yılında, ton başına uygulanan karbon vergisinin ortalaması 26 dolar olarak gerçekleşti.” (Fotoğraf: “Tokyo 3217” by tokyoform, CC BY-NC-ND 2.0)

7. Ton başına karbon fiyatı nasıl belirlenecek?

Ton başına piyasada oluşacak karbon fiyatını etkileyecek faktörlerden bazıları şunlar:

  • İşletmelere ne kadar tahsisat dağıtılacağı,
  • İşletmelerin üretim esnasında ne kadar emisyona yol açtıkları,
  • İşletmelerin dengeleme yapmak zorunda kalmaları halinde, ne kadarını zorunlu piyasadan ne kadarını ise gönüllü piyasadan karşılayabilecekleri.

Avrupa Birliğinin ETS pilot uygulamasında, çok fazla tahsisat dağıtıldığı için fiyatlar sıfıra kadar düşmüştü. Elbette ETSde arzulanan, karbon fiyatının sıfır olması değil. Ancak pilot uygulamalar esnasında piyasa aktörlerinin deneyim kazanması çok önemli ve ETSnin etkin işlemesi için gerekli. Pilot uygulamayı takip eden yıllarda işletmelerin tecrübelerine dayanarak tahsisatların, ülkenin azaltım hedeflerini yansıtacak şekilde, yıllar içinde azaltılması gerekir.

8. Karbon fiyatı ne kadar olmalı?

Sıcaklık artışını Paris Anlaşması tarafından belirlenen sınırların altında tutabilmek için ton başına karbon fiyatının 2030 yılına kadar 50-100 ABD doları arasında seyretmesi gerektiği hesaplanıyor. IMFye göre ise ortalama sıcaklık artışının iki derece ile sınırlandırılabilmesi için ton başına karbon fiyatının 80 dolar olması gerekiyor.

Diğer yandan, çeşitli ülkelerde uygulanan karbon piyasalarında ortaya çıkan fiyatlar, bu miktarlardan düşük seyrediyor. 2019 yılında, ton başına uygulanan karbon vergisinin ortalaması 26 dolar olarak gerçekleşti.

Türkiyede fiyatların ne düzeyde seyredeceğini tahmin etmek için henüz çok erken. Karbon vergisinin aksine ETS, fiyatı baştan belirlemiyor. Ancak pilot uygulama sonrası birincil piyasada ihale yöntemi ile satılacak tahsisatların fiyatları, piyasanın genel göstergesi olacak. Bu nedenle de bu fiyatlar, ‘‘karbon referans fiyatı’’ olarak adlandırılıyor.

Her halükarda, pilot uygulama sonrası ETS piyasasında oluşacak fiyatlar, tahsisatlara olan talep ile belirlenecek. Tahsisatların azaltılması ve/veya daha yüksek fiyatlardan ihale yöntemi ile satılması, ikincil piyasalardaki fiyatları da artıracaktır.


Yapılan çalışmaya göre işletmeler, ton başına karbon fiyatının piyasa tarafından belirlenmesini tercih ediyor. Bununla birlikte, olası aşırı dalgalanmaları önlemek için gerekli yerlerde piyasaya müdahale edilmesi, taban ve tavan fiyat belirlenmesinden yana fikir belirtiyor.

9. İşletmeler ne diyor?

Fiyat dalgalanmaları, ETSnin karbon vergisine kıyasla en zayıf tarafı.

Tübitak destekli bir saha araştırması, ETS tarafından regüle edilebilecek işletmelerin, ETSnin sahip olması gereken özelliklere ilişkin tercihlerini ortaya koyuyor. Aralarında İstanbul, Gaziantep ve Bursanın da olduğu 13 ilde, cam, çelik, çimento, demir, enerji, kağıt, metal ve seramik sektörlerinde faaliyet gösteren küçük, orta ve büyük ölçekli 404 işletme ile yapılan çalışmaya göre işletmeler, ton başına karbon fiyatının piyasa tarafından belirlenmesini tercih ediyor. Bununla birlikte, olası aşırı dalgalanmaları önlemek için gerekli yerlerde piyasaya müdahale edilmesi, taban ve tavan fiyat belirlenmesinden yana fikir belirtiyor.

10. ETS nasıl güvenli ve etkin bir sistem olabilir?

Genel olarak, ETSnin güvenli ve etkili bir şekilde işlemesi için aşağıdaki adımların atılması gerekiyor:

  • ETSyi uygulayacak ülkenin iklim politikası geliştirmesi ve bu bağlamda sera gazı azaltım hedefini belirlemesi,
  • ETSye dahil olacak işletmelerin belirlenmesi,
  • ETS kapsamına alınan işletmelerin emisyon miktarlarının izleme, raporlama ve doğrulama adımları ile teyit edilmesi,
  • Emisyon hakkı olarak bilinen tahsisatların nasıl belirleneceğinin, dağıtılacağının ve kullanılmayan tahsisatların nasıl değerlendirileceğinin belirlenmesi,
  • Bankalama, ödünç alma gibi esneklik mekanizmalarının tanımlanması,
  • Denkleştirme işleminin hangi piyasalardan (zorunlu ve/veya gönüllü) yapılabileceğinin belirlenmesi,
  • Tahsisatların aşılması halinde ton başına uygulanacak ceza miktarının belirlenmesi.

ETSnin pilot uygulamasının 2026 yılının ikinci yarısında hayata geçmesi planlanıyor. Pilot uygulamanın ardından başlayacak Birinci Uygulama Dönemi, 2028-2035 yılları arasında gerçekleşecek. Bu süreç ise 1. Alt Dönem (2028-2030) ve 2. Alt Dönemden (2031-2035) meydana gelecek.

* Kapak Fotoğrafı: “Tokyo 3703” by tokyoform, CC BY-NC-ND 2.0

Yazar Hakkında

İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Ayşe Uyduranoğlu, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde mezun olmuş ve doktorasını İngiltere’nin Exeter Üniversitesi’nde yapmıştır. İlgi alanı Çevre Ekonomisi olup, bu alanda iklim değişikliği, çevre vergileri özellikle karbon vergisi, emisyon ticareti, Avrupa Birliği iklim politikaları, sürdürülebilir enerji, ulaşım ve su politikaları konusunda çalışmaktadır. Bu konularda önde gelen uluslararası ve ulusal dergilerde yayınları bulunmaktadır. Çevre konularında kitap bölümleri vardır ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınevi tarafından basılan “Developing Sustainability” kitabının editörlerindendir. WWF Türkiye tarafından yayımlanan “Türkiye’nin Su Riskleri” başlıklı raporun ortak yazarıdır.

2022 yılında Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Konseyi Çalışma Grubu üyesi olarak yeşil vergileme konusunda çalışmıştır. Yeşil Gazete’de çevre ve edebiyat konularında gönüllü olarak yazmaktadır. 2000 yılından bu yana İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta ve aynı üniversitenin 2010 yılından bu yana Çevre, Enerji ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin müdürlüğünü yapmaktadır.